• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
       
   
      Zamanın da kuralları var, oynarken uyman gereken.

                                             Ahmet Dağ



                                  

KAPATMA DÜĞMESİ



KAPATMA DÜĞMESİ

Muhasib Bey’in bir televizyonu olsaydı böyle olur muydu? Geçerdi televizyonunun karşısına düğmelerine basar, istediği görseli açar, izlerdi. Yüzlerce seçenek arasında kendine en yakışan programı ya da filmi seçerdi. Kendi gibi düşünmeyen her insanı, tek bir parmak hareketiyle hayatından silerdi.

Bütün dünyası, aynı fikirleri savunan aynı çiçekleri sevenlerle doyardı. Zamanla kendi oluşturduğu bu dünyada komutan, başkan, hatta baş başkan olurdu. Kendi kendine herkes benim gibi düşünüyor, benim gibi yaşıyor, derdi.

Demek neymiş ben en doğrusunu yapıyorum. Yanlış yapanlar zaten yok, hayatım doğrularla çevrilmiş. Hatalı üretimler dışarda soğukta, donuyorlar. İşte bu güzel, bırakın donsunlar hiç kıpırdanmasınlar. Kendilerinin sapkın düşüncelerini başka masumlara anlatmasınlar.

Peki… Donmaları, hareket edememeleri güzel, ama ya bir gün hava ısınır ve çözünürlerse, o zaman ne olacak. Tekrar hayatıma girip kımıl kımıl kaynarlarsa içimde, bana ve parmağıma hâkim olup, zararlı kanalları açtırırlarsa. 

Ben en iyisi televizyonu kapatayım. Bir daha hiç düğmesini kulak çeker gibi çevirmeyeyim. Evet, evet en doğrusu bu, açmamak zaten artık her şeyi öğrendim. Artık bana, daha çok gerçek lazım değil. Zaten ben tüm gerçekleri biliyorum.

Bu cihaz bana yalan söyleyip kandırmaya çalışır. Ama… Bu kapatma işinde, ben kendime çok da güvenmiyorum, ya dayanamaz açarsam. Dur, dur aklıma bir şey geldi. Beni kendi renkli dünyasıyla kandırmasın diye fişten çekeyim. O zaman açmak istersem o kadar da kolay olmaz, tek bir düğmeyi çevirmem yeterli olmaz. Bir de üşenmeden eğilip, kablosunu prize takmalıyım.

Oh be artık rahatım koltuğumda oturup, o ne demiş, bu ne demiş diye düşünmeyeceğim. Artık sadece ben varım. En büyük soru, benim ne dediğim. Ben ne söylesem hakiki, ne yaparsam güzel, ne düşünürsem doğru olacak.

Ama ya bir gün üşenmeyip, fişi elektriğe takarsam, tekrar başkalarının hayatıma karışmasına izin verirsem, tek çözüm var. Neredeydi bu evin sigortaları, evet işte orada, hop çık, hop in kapattım. Artık evde elektrik yok. Televizyon izlemek istesem bile açamam. Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum.

Durun, durun buzdolabı çalışmıyor. Bütün yiyeceklerim bozulacak. Hava da kararıyor, cereyan kesildiğinde kullanmak için sakladığım mumlar neredeydi? Hatırladım, onları da erimesinler diye buzdolabına koymuştum. Mumların kaderi, medeniyetin olmadığı yerde erimektir. Aynı bizim gibi, baksanıza elektrik yok;  su ısıtıcısı, çamaşır makinası, kombi, her şey bir anda gitti. Her yer karanlık ama zihnim açık ve net yetmez mi?

Dış kapının aralığından bir ışık sızıyor. Evdeki tek yapay kaynak işte, işte orada, apartman koridorunun ışığı, onun sigortası neredeydi? Merdivenlerin alt boşluğunda, bir keresinde elektrikçi tamir ederken görmüştüm. Evet, onu da kapatırsam, daha rahat olurum.

Tüm apartman, tüm şehir, tüm ülke hatta tüm dünyayı kapatmalıyım.

Oh be artık, beni kandıramazlar, daha doğrusu kimseyi kandıramazlar. Herkes benim gibi düşünüp benim gibi yaşayacak. Eğer bana inanmazlarsa küçük kâğıtlar yazarım, kendi el yazımla, tüm apartmana, şehre dağıtırım.

Olmadı, yazım kötü en iyisi bastırmak. Ama bu da çok renksiz oldu, yapmışken renkli göz alıcı yapayım. Evet, bu güzel oldu, renkli ve sadece doğruları anlatan benim kâğıtçıklarım.

Yetmedi ya! Bu kadar doğruyu anlatmaya bu küçük kâğıtlar yetmedi. Biraz daha büyük yapmalıyım. Şöyle, bu doğrularımın yazıldığı kâğıtları okurken büyük bir masaya yatırıp okusunlar. Bak şimdi daha çok doğru yazabilirim. Ama sadece bir tane mi? Olmalı! Hayır, hayır tabi ki olmaz. Acaba her gün yeni, yeni mi? Yazmalıyım. Harika fikir; her gün eski bir düşüncemin yazılmış olduğu yeni bir kâğıt dağıtmak.

Peki, ya okuma yazma bilmeyenler ya da okumaya üşenenler ne olacak! Onlar için bol resimli olsun, benim küçük gazetem. Tersi düze, düzü terse çevirmeli. Tersten düzden nereden bakılırsa bakılsın, görünmeli benim gerçeklerim. 

Hiç kıpırdamayan bu resimler sıkıcı, bence bunlar hareket etmeli.

Küçükken, sakızlardan çıkan elimizde aşağı yukarı oynattığımızda hareket eden resimler vardı ya! Onlar gibi olmalı, olaylara iki açıyla bakmalı ama tabi bu açıların ikisi de benim olmalı. Böylece herkes kendi istediği yönden bakacak ama gördükleri yine de benim doğrularım olacak. 

Durun, biraz daha öteye geçmek gerek. Hani benim evimde olmayan ama olsaydı dediğimiz televizyon var ya! Orada ki kanallardan biri de benim olmalı. Evet, demek ki bir televizyon kanalım olmalı, o ekranda doğru fikirlerimi anlatmalıyım. Sadece bu kanalı izlemeleri için kendi televizyonlarımı dağıtmalıyım.

Hem de bu televizyonlar öyle bir olmalı ki, üzerlerinde kapatma düğmesi olmasın. Eee kendimden tecrübeliyim, kapatma düğmesi olan her şey bir gün kapatılır.

AHMET DAĞ

 

 

 

 

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Takvim
Hava Durumu