• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
       
   
      Zamanın da kuralları var, oynarken uyman gereken.

                                             Ahmet Dağ



                                  

Fethiye Yazarlık Semineri Hakkında Notlar

 

Fethiye Yazarlık Semineri Hakkında Notlar

 

Tecrübelerimizi paylaşmak, onları isteyene, dileyene, talep edene anlatabilmek için en uygun ortamdır seminer. Sadece bu kadar değildir tabii, bilginin butik halidir, birinci ağızdan aktarımı, göz göze iletişim kurmanın en kişisel yoludur seminer. Didaktik olmayan, tüm anlatımların özgürce tartışıldığı, derin ve içten sorular ışığında, doğruya en çok yaklaşıldığı, fikir seslerinin yükseldiği , konuların derinlemesine konuşulduğu entelektüel bir ortamdır.

İşte bu düsturla İstanbul’dan yola koyulduk. İstanbul’un en kadim semtlerinden biri olan Fatih’ten Muğla’nın en güzel beldelerinden biri olan Fethiye’ye doğru bir çocuk heyecanıyla çıktık yollara. Bilmem ne kadar kilometreyi kat ederken aklımda sadece işte bu paylaşma, tartışma, doğruya giden yolu birlikte bulabilme düşüncesi vardı.

Sabaha karşı Fethiye’nin evlerini, sokaklarını, caddelerini yıkayan o yağmur damlalarıyla birlikte girdik o güzel beldeye. Ne kadar yorgun olsam da bir çırpıda her şeyi unuttum. Bu doğal güzellik karşısında insanda yorgunluk kalmıyor.

 

Beni ve yayıncımı Fethiye’de Hakan Birol bey karşıladı, o güzel gülümseyen yüzüyle. O anda anlamıştım, bu seminerin benim için de, dinleyenler için de çok verimli geçeceğini.

Bu dakikadan sonra bütün bir gün benimdi. Fethiye’yi gezmek, havasını solumak, suyunu içmek için koca bir günüm vardı. Bende bana verilen bu fırsatı sonuna kadar değerlendirdim.

Akşam olup otelime döndüğümde kendimi odama atıp, gün içindeki manzaralar gözümün önünde, denizin kokusuyla dinlenmeye çekildim.

Sabahın ilerleyen saatlerinde yağmur azalmış ve hatta güneş yüzünü azda olsa göstermişti. Öğlenden sonra vereceğim seminer için son çalışmalarımı da Fethiye sahilindeki kahvehanede bitirdim. Kendimi yeterince hazır olarak hissedince kahvemin son yudumlarını içip seminer salonuna doğru yola koyuldum.

Seminer vereceğim binaya varıp salondaki masama oturunca ilk fark ettiğim, pırıl pırıl gözlerle bana bakan o inanılmaz dinleyiciler oldu. Bende aynı aydınlıkla onlara bakıp tek tek göz teması kurmaya çalıştım.

 

Söylediğim her sözü bir sarraf hassasiyetiyle tartıp söylemek, deneyimlerimi, hislerimi paylaşmak, edebiyatı, sanatı anlatabilmek benim için inanılmaz bir duyguydu. Yazma dönemlerinde geçtiğim yolları, otobanları yahut çıkmaz sokakları katılımcılara göstermek, gösterebilmek, en az dinleyenler kadar güzel bir deneyimdi benim içinde.

  

Bir saatin nasıl geçtiğini anlamadan soru bölümüne gelmiştik bile. Meraklı katılımcıların sorularını cevaplandırdıktan sonra benim onlara soracağım o en zor soruya sıra gelmişti.

‘Ben bir yazarım diyen biri var mı aranızda?’

Salonda bir sessizlik oldu ve sonra herkes birbirini göz ucuyla kontrol edip sağa sola baktı. Sonunda soruma evet diyen biri çıktı. Aramızda bu cesareti gösteren cesur bir yazar vardı. Seminerin en can alıcı anlarından biriydi. Tüm gözler ona çevrilmişken, önce bana şiir hakkında birkaç soru sordu. Ve arkasından bize bir şiirini okumak istediğini söyledi. Katılımcının bu güzel teklifini mutlulukla kabul ettim. Heyecanını paylaşmak için masamdan kalkıp yakınına gittim.

Heyecanını bir nebze de olsa yenerek şiirini okudu. Şiir bitip ortamda bir sessizlik oluşunca, salonda çok güzel bir paylaşım olduğunu, hep birlikte bir sinerji  yakaladığımızın farkına vardım.  Olması gereken de bu değil miydi?

Yani anlatmak istediğim, oturup kimseyle iletişim kurmadan, düz bir şekilde anlatarak geçen soğuk, didaktik bir seminer olmadı, aksine olması gerektiği gibi sıcak, iletişime açık, katılımcıların içlerindeki sanatı cesaretle ortaya çıkartabilen, herkes için verimli bir seminer oldu.

Artık İstanbul, buraya gelirken kat ettiğim kilometrelerden çok daha yakındı bana.

Geri dönüşümde, yol boyunca aklımda ‘Yeni seminerim Türkiye’nin neresinde ve nasıl olacak?’ sorusu vardı.

Belki de sırada ki seminer sizin yaşadığınız yerdedir, kim bilir?

 

Takvim
Hava Durumu