• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
       
   
      Zamanın da kuralları var, oynarken uyman gereken.

                                             Ahmet Dağ



                                  

Kırkbir

KIRK BİR

              Zamanın da kuralları var, oynarken uyman gereken.

              39, 40, 41 önüm arkam, sağım solum sobe, kolumun üstünden gizlice baktığımda koşuşturan çocuklar,  hepsi bir başka yöne akıp gidiyorlar. Bazılarının peşinde kendilerine benzeyen sıralı vagonlar. Bense arkalarından,  merakım büyüye büyüye izliyorum. Bir anda kimse yok, sokak boş, kendimle yalnızım. Bir kişi de olsa arkadaş arıyorum. Biri bana acıyıp duvar kenarından kolunu çıkarsın,  kısa süre de olsa zehrimi alsın.  Ben, tabii ki onu sobeleyip ebe yapacağım.

             Oyunun kuralı böyle, ya aranan olacaksın ya da benim gibi ebe.  Sokakta,  annemin kaldırıma koyduğu karton,   bana tahtı Süleyman. 

              Tek tek sırayla fırt çektiğimiz,  gazoz şişesinin ucundaki mavi gözlü çocuk. Sobe. Tahtıma sen de gel.  Kamyonun arkasında dizi yamalı, hey! Seni görüyorum. Evet, işte sen, okulda yan yana oturduğum, bahçede marş söylediğim saçı örgülü kız. Hayır değilmiş, çanak çömlek patladı.

               39, 40, 41 nefesim kesildi. İpim bana bol geliyor. Kollarımla çevirmekten yoruldum. Sen daha yirmi beş kere atlamışsın. Nasıl, yendin beni!  Hâlbuki bu iple ben senden daha çok sektim. Benden daha azsın,  yenemezsin. Geriye doğru saysam, birkaç mum daha üflesen, ortada buluşsak.  Atladıkça,  zamanlara ipler dolanıyor. Hayat sıkılığını kaybediyor, gevşiyor idare etmek zorlaşıyor. Benim ayak izlerim derin, seninkiler çimen kokuyor.  

               39, 40, 41 tahta çubuklar üst üste dizilmiş, arka bahçemdeki yakılacak odunlar gibi hepsi bir boyda sıralanmış. Tek tek zayıflar,  ama birlikte olunca sağlam. İtmeyle, çekmeyle yıkılmazlar. Oyun bu, kuralı var. Altlardan bir tanesini çekiyorum. Bu boşluğa kim dayanabilir. Bir taraf ağır geliyor. Oraya doğru bir eğim oluşuyor. Sonra sen sağdaki çubuğu, aşağıdaki ezik olanı çekiyorsun. Toprağa doğru meyil ediyorum. Şimdi sıra bende, bir tane daha çekiyorum. Mavi gökyüzüne yakınım artık, sen toprağa bakıyorsun. Zamanla,  oyunumuz devam ediyor. Sıra bendeyken yıkıldı. Ben çöktüm.

                39, 40,41 kere çevremde döndüm. Yirmi beşlerde olsam başım dönmez. Hatırlayamıyorum kaçta başladı bu baş dönmesi. Önceleri ben dönüyorum siz duruyordunuz. Şimdi ben duruyorum etrafımdakiler dönüyor. Eskiden komik gelirdi. Çok eğlenirdim. Midem bulanıyor. İnsanlar eğilmiş bükülmüş. Sen istesen de artık dönmeyeceğim. Dostum, kardeşim dur! Dönme diyor.  Kimseyi dinlemesem.  Bir kere daha dönsem. Sen karşıma çıksan.  Ama biliyorum yapamam. Sana doğru dönmek. Nasıl da güzel olurdu.

39, 40, 41…

Ahmet DAĞ

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Takvim
Hava Durumu